Şehit Muhtar Bey Cd. No:20/5 Beyoğlu
(0212) 297 74 57
bilgi@vizyonered.com

Konu: 3-NLP Tekniği ile Öğrenmeyi Öğrenmek

NLP TEKNİĞİYLE ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK

 

İstediklerinize ulaşmak, hedeflerinizi yakalamak, öğrenmeyi öğrenmek mi istiyorsunuz? O halde işe bunları gerçekleştirecek tüm kaynaklara sahip olduğunuzu bilmekle başlayın

 

  • İyi, güzel ve hoş diyorsunuz ama benim bundan niye haberim yok?
  • Neden yapmak istediklerimi gerçekleştiremiyorum?
  • Neden bana yardımcı olacak kaynaklara ulaşamıyorum.

 

Cevabı çok kolay

 

  • Birincisi: Bunları tespit etmiş değilsiniz.
  • İkincisi: Bunlara erişmeyi bilmiyorsunuz.
  • Üçüncüsü: Erişebilseniz bile onlara gereksinim duyduğunuz anda ya da doğru zamanda ve doğru yerde doğru kişi ile birlikte değilsiniz.

 

Bu üç soruyu yine bir soru sorarak açıklamaya çalışalım:

Kaynak nedir?

İnsan olarak ya da kişi olarak sahip olduğumuz kaynaklar içinde bulunduğumuz dünyanın doğal kaynaklarına çok benzer. Kainatta bugün var olan uranyum, altın, gümüş, petrol, kalay, bakır, platin, yakut ve zümrüt cevherlerinin hepsi yüz binlerce yıl öncede vardı ama bunu bilen kimdi? Bu kapkara ağır ağır akan sıvının yararları olduğunu makinelerde yakıt görevi üstlenebileceğini insanları ısıtacağını kim biliyordu.

 

Kimberley 1871 yılında elmas ocakları bulmuş olmasaydı Güney Afrika’daki akıllara durgunluk veren bu zenginliklerden kimin haberi olacaktı.

Petrol, kömür ya da elmasları kaynak olarak adlandırmazdan önce, bunlar bizim için dünyada yeri yoktu.

Bunlara sahip olduğumuzu bilmiyorduk. Bunları bulup adlandırdıktan sonra dahi onlara çoğu kez erişemedik. Petrol çıkacak kaynaklar okyanus derinliklerinde idi; ne olduklarını öğrenmiştik ama onlara nasıl erişeceğimizi bilmiyorduk.

 

Şimdi bile, dünyanın birçok gizli hazinesine ulaşma olanağımız olduğu halde en değerli doğal kaynaklarımızı hala çoğu kez göz ardı ediyoruz. Onların değerlerini ancak kirlettikten sonra anlıyoruz. Örneğin temiz hava. Sanayi merkezlerinde fabrika dumanları, araba egzozları, çöp artıkları ve kentlerdeki kirli havayı oluşturan tüm öteki atıklarla yok olmaya yüz tutmadan önce havayı bir kaynak olarak değerlendiren yoktu.

 

Ve su, günün birinde insanların para ödeyip cam ya da plastik şişelerde su alacağı, çeşmelerden akanın kansere ve diğer hastalıklara yol açacağı, kimin aklına gelirdi? Soluduğumuz hava ve içtiğimiz su. Bu kaynakları önemsemiyor, onların değerlerini bilmiyorduk. Gezegenimizde olduğu gibi, insanlar içinde aynı şey söz konusudur. En önemli kaynaklarımız kendimizde olup önemsemediklerimizdir. Başlıca kaynaklarımızdan biri zihnimizde görüntüler oluşturma yeteneğidir. Bir ikincisi ise kendi kendimize konuşmaktır. Bu kaynaklar sayesinde belleğimiz oluşur, zaman içinde yol alır düş kurarız.

 

Zihnimizde görüntüler oluşturur kendi kendimize konuşuruz. Bunlar bizim en temel kaynaklarımızdır. Kim olduğumuzu anlayabilmemiz için o kadar temel vazgeçilmezdirler ki üzerinde hiç durmayız bile. Dünyanın ısınması ya da soğuması üzerine su ve toprak konusunda hiç kafa yormadığımız gibi bir başka temel kaynağımız da maddelerin ağırlıkları, boyutlarını, dokularını, ısılarını ve hareketlerini duyumsama hissetme yeteneğimizdir.

 

Görmek, işitmek, hissetmek bu kaynaklar maddenin her bir zerresini oluşturmak için bir araya gelen küre elementleri gibidirler. Temel kaynaklarımız sayesinde zaman ve mekan içinden süzülür, daha önce var olmayanı oluşturur, iç gözümüzle görür, iç kulağımızla işitiriz. Zihnimiz bize hiç durmadan görüntü, belirti sözcükleri, deyimler, sesler ve duygulardan oluşan zenginlikler besler. Bu iç anlatımlar seslerini yükselterek, görüntülerini netleştirerek güçlendirerek yada gerilere iterek yeniden ayarlarız. Bunlarda yaptığımız değişikliklerle bir şeyi algılama şeklimiz ya da onun bizim için taşıdığı anlam üzerinde çok güçlü bir etki bulundururuz. Olumsuz bir anıyı alır, göz alıcı hale getirir, büyütür ve arkasına hafif bir müzik verip ona sıcaklık ve yumuşaklık katarız. Böylece onu elimizi kolumuzu bağlayan bir şey olmaktan çıkartırız. Ayrıca önümüzde bir engel ola gelmiş bir anımız sonradan bizi motive eden konum haline gelir.

      Şimdi anlatacağım hikaye bazılarımızın hoşuna gitmeyebilir ama kıssadan hisse tarzında okumanızı tavsiye ederim.

Kral ve At:

      Bir ülkenin kralı en sevdiği atını kaybetmiş ve bu yüzden çok üzülüyormuş. Atı günlerdir bulunamadığı için hemen ortaya bir ödül koymuş. Ödülü duyan koşar gelir ama atı kimse bulamaz. Krallık mahiyetinden saf ve meczup biri kralın huzuruna çıkar ve atı bulacağını söyler. Kral buna inanmaz. Ülkenin en akıllıları bulamadı da bu saf ve meczup mu bulacak? Diye söylenir ve inanmaz. Ama kaybedecek bir şeyi olmayan kral bu kişiye bulda görelim der.

Saf ve meczup bu kişi iki saat sonra atla birlikte kralın huzuruna gelir. Kral bu duruma şaşırır. Adama hemen bir ödül verilmesini emreder. Ancak merakınıda gizleyemez.

“Nasıl buldun diye sorar”

Saf adam söyle cevap verir:

“Çok kolay oldu hükümdarım. Bir at olsaydım nereye gidebilirdim diye düşündüm. Kendimi atın yerine koydum ve hemen buldum.”

Yorumsuz…

 

Ne yaptıysam netice alamadım:

Onlarca Ailenin Aile Danışmanlığını yaparken birçok gerçekle karşı karşıya geliyordum. Kimisi eşinin okumadığını, kimisi eşinin ve çocuğunun okuyup öğrenemediğini kimisi de çocuğumuza her imkanı sunuyoruz ama bir türlü netice alamıyoruz diye yakınıyorlardı. Ben 4 yaşındaki oğlumun yanında elim kitabın içinde saatlerce dolanır ve görsel olarak beni izleyip modellemesini sağlardım. Kilo vermek için bana danışan bir arkadaşıma uygulama formülünü vermeden önce vereceğim formülü ben uyguladım ve 5 kilo verdikten sonra kendisine artık uygulayabilirsin dedim. Yani birine bir şe yaptırmak istiyorsak önce kendimiz bunu gerçekleştiriyor olmamız gerekiyor.

 

Biz insanoğlu

Ya karşımızdakinin gelişip değişmesini istiyoruz.

Ya değiştirdiğimizi zannediyoruz.

Ya da değişmeye ve gelişmeye ihtiyaç duymuyoruz.

 

Öğrenme Nedir;

Şunu hemen ifade etmeliyim ki ÖĞRENME KAVRAMI bizi hayvanlardan ayıran önemli bir özelliktir. Çok basit şekilde de şöyle açıklayabiliriz;

 

İnsanoğlu hayvanlar gibi başka bir alemde öğrenip bu dünya ya gelmiyor… Yaşamını sürdürebilmek için gereksinim duyduğu bilgi, beceri, tutum ve davranışlarının hemen hemen tamamını bu alem de yani yaşadığımız dünyada öğrenerek kazanıyor. Nasıl davranacağımızı, nasıl çalışacağımızı, nasıl düşüneceğimizi, hatta bütün bunları nasıl öğreneceğimizi dolaylı ve doğrudan öğreniyor.

Genel olarak öğrenmeyi doğuştan gelen bir yetenek olarak görürüz. Evet bu yetenek doğuştan var olabilir ama kesinlikle sonradan geliştireceğimiz bir beceridir. Çünkü öğrenmek için ilk önce şiddetli arzu duymak, bilgi sahibi olmak bilgiyi tekrar etmek ve daha sonra beceriden alışkanlığa dönüştürecek inanç sistemini geliştirmek gerekir. Bunu AKROŞTİŞ yaparak şöyle özetleyebiliriz. (Akroştijin genel açılımını diğer bölüm de anlatacağım)

 

A rzu duymak

B ilgi Sahibi olmak

B eceri ye dönüştürmek

A lışkanlık haline getirmek

 

Öğrenmeyi genel anlamda kullanmak isteyenlere şu tarifi yapabiliriz. Yaşam süresince insanın davranışında oluşan değişme. Buna paralel olarak öğrenmenin amacı, kişiye, konuya veya şartlara bağlı olarak değişir. Genel olarak aşağıdaki amaçlardan bir veya bir kaçını gerçekleştirmek için öğrenme çabaları verilir.

  1. Öğrenme etkinliğimiz öğrendiklerimizle, ihtiyaçlarımızı ne ölçüde karşılayabildiğimize bağlı olduğunu anlamak için,
  2. Düşünsel ve fiziksel potansiyelimizi, kaynaklarımızı, zamanımızı ve sahip olduğumuz diğer değerleri arttırmak için.
  3. Öğrenme değişime uyum veya onu yönlendirebilme kapasitemizi arttırmak için,
  4. Sadece bir konuda bilgi sahibi olmamızı değil, aynı zamanda bu bilgileri farklı durumlara aktarabilmemizi sağlamak için,
  5. Başkalarıyla olan ilişkilerimizi kolaylaştırmak için,
  6. Sahip olduğumuz potansiyeli en üst düzeyde kullanabilmek ve bunun için yeni bilgi, beceri ve davraışları kazanmak için öğreniriz.

Gelecek Konumuz : Temsil Sistemi ve Öğrenme Süreci


Geçtiğimiz Konularımız :

Konu 1 : NLP Nedir? NLP’nin Tanımı, Amacı ve Unsurları  Tıklayınız…

Konu 2 :     NLP İlkeleriyle Düşünme ve İnsan Beyninin Programlanması ve NLP ile Başarıya Ulaşmak  Tıklayınız…

 

0 Comments